Kategori: Uzman Görüşleri

  • Gebelikte İkili, Üçlü Ve Dörtlü Tarama Testleri

    Gebelikte İkili, Üçlü Ve Dörtlü Tarama Testleri

    İkili tarama testi nedir? Neden yapılır?

    İkili tarama testi, sağlıklı tüm gebeliklerde yapılması önerilen bir testtir. Bu testin amacı kromozomal anomaliler hakkında . Testin sonucunda, bebeğin anomaliler konusundaki risk düzeyi hesaplanır. Down sendromu, Trizomi 18 ve 13 gibi anormalliklerin bulunduğu gebeliklerde testler pozitif çıkabilir. Özellikle Beta-HCG ve PAPP-A gibi hormonların seviyelerinin normalden yüksek veya düşük olmasını doktorlar değerlendirerek riskleri hesaplar. Bu testlerde çıkan sonuçlar, kesin kanıya varmak için yeterli olmayabilir.

    İkili tarama testi ne zaman ve nasıl yapılır?

    İkili tarama testi, gebeliğin 11. ve 13. haftalarında uygulanır. Testin uygulanmasından önce bebek detaylı bir biçimde ultrasonografi yardımıyla değerlendirilir. Aynı zamanda bebeğin baş ve popo mesafesi de ölçülür. Ense saydamlığı kalınlığı yardımıyla burun kemiği değerlendirmesi de yapılır. Daha sonra anneden kan örneği alınarak ve ultrasonografiden alınan bilgilerden de faydalanılarak riskleri hesaplama aşamasına geçilir.

    Üçlü tarama testi nedir? Neden yapılır?

    Üçlü tarama testi, fetüse ait kromozomal bozuklukları ve doğum kusurlarını ölçen bir tür kan testidir. Testle HCG, AFP ve uE3 hormonlarının düzeyleri ölçülür. Bu hormonların düzeyleri hamileliğin haftalarına göre doktorlara bazı durumları ifade eder. Dolayısıyla doğru zamanla üçlü tarama testinin uygulanması gerekebilir. Sadece bir sorun olabileceğini gösteren ve kesin sonuç oluşturmayan üçlü tarama testinde anneden alınan kanla birlikte bazı değişkenler de hesaplamalara dahil edilir.

    Üçlü tarama testi ne zaman ve nasıl yapılır?

    Üçlü tarama testinin hamileliğin 16. ve 18 haftaları arasında yapılması en uygun olanıdır. Bunun yanı sıra 15. ve 22. haftalar arasında da yapılabilmektedir. Üçlü tarama testi uygulanmadan önce ultrasonografi yardımıyla bebek incelenir. Özellikle baş çevresi ölçümü oldukça önemlidir. Anneden alınan kan ile birlikte yaşı, kilosu, kalıtsal hastalıkları, tüketim alışkanlıkları gibi unsurlar dikkate alınır ve riskler değerlendirilir.

    Dörtlü tarama testi nedir? Neden yapılır?

    Dörtlü tarama testi de ikili ve üçlü testlerde olduğu gibi bebekte risklerin varlığını önceden öngörebilmek için kullanılan uygulamadır. Bu test de diğerleri gibi kesin sonuç vermez. Yalnızca doktorun çıkan değerler yardımıyla yorum yapmasına yardımcı olur. Dörtlü tarama testi, kandaki dört maddeyi inceler. Bunlar; AFP, HCG, E3 ve DIA’dır. Dörtlü tarama ile kromozomal bozukluklar hakkında tahminlerde bulunulabilir. Özellikle Down sendromu, Trizomi 18, nöral tüp kusurları ve karın duvarı kusurları hakkında uzmanlar fikir sahibi olabilir.

    Dörtlü Tarama Testi Ne Zaman ve Nasıl Yapılır?

    Dörtlü tarama testi, gebeliğin 15 ila 22. haftaları arasında uygulanır. Temelde diğerleri gibi basit bir kan testidir. Diğerlerinde olduğu gibi bebeğin ultrason görüntüsü ele alınır ve anneden alınan kan testinin sonuçlarına göre risk faktörleri değerlendirilir. Bu aşamada 35 yaşından büyük olma, aile geçmişinde gelişimsel düzensizlik öyküleri, daha önce gelişimsel düzensizlikleri olan bir hamilelik geçirme ve Tip-1 diyabetin varlığı gibi durumlar da ele alınır.

    İkili test yaptıranlar üçlü test yaptırmalı mı?

    Gebelik sürecinde ikili, üçlü ve dörtlü testler, doktorlara ve ailelere kesin olmayan fakat değerli bilgiler verir. Dolayısıyla pek çok uzman ailelere bu testlerin yapılması gerektiğini ifade eder ve önerir. Bu aşamada hamileliğin daha erken süreçlerinde yapılan ikili tarama testinden elde edilen bulgular oldukça değerlidir. Bu nedenle ikili testi yaptıranlar için her zaman üçlü ve dörtlü test tavsiye edilmeyebilir.

    Testlerin yaptırılmasının gerekli olup olmadığı, hangi testin yapılması veya yapılmaması gerektiği konusunda uzmanlar sizi yönlendirir. Bu nedenle bu konularda kadın hastalıkları ve doğum uzmanınıza mutlaka danışmalısınız.

    Kaynak : Op. Dr. Ali Gemici

  • Öğrenme ve Dikkat Sorunu Olan Çocuklar

    Öğrenme ve Dikkat Sorunu Olan Çocuklar

    • Kapasitelerine göre düşük okul başarısı gösterirler
    • Okumayı sökmede zorlanır, yavaş ve hatalı okurlar
    • Dinleme becerileri zayıftır, bu nedenle öğretmenin verdiği yönergeleri takip edemezler
    • Arkadaş ilişkilerinde sorunlar yaşayabilirler:
    • Okuldaki kurallara uymada zorluk çekebilirler
    • Dağınıktırlar, sürekli olarak eşyalarını unutabilir, kaybedebilirler
    • İlgilerini çeken bir faaliyette(tv, bilgisayar gibi) dikkatlerini sürdürebilirken,
    • akademik faaliyetlerde dikkatlerini sürdüremezler
    • Başladıkları işi bitiremezler
    • Motor koordinasyonda güçlük çekerler, sakarlık, beceriksizlik gibi
    • El-göz koordinasyonları zayıftır
    • Görsel ve işitsel hafızaları zayıftır
    • Uzaklık, derinlik algıları bozuktur
    • Yön bulmada, sağ-sol ayırt etmede zorlanırlar
    • Engellendiklerinde ani tepki gösterirler

    Ailelere Öneriler
    1. İç güdülerinize güvenin: Çocuğunuzu herkesten daha iyi tanırsınız, eğer çocuğunuzda yaşıtlarına göre bir gerilik hissediyorsanız mutlaka bir uzmanına danışın.
    2. Bilgi sahibi olun: Eğer çocuğunuzun bu özel durumu hakkında yeterli bilgi sahibi olursanız ona yardımcı olabilirsiniz.
    3. Erken davranın: “ babasına çekmiş o da böyleydi ..” gibi söylemlerle vakit kaybetmeyin, çok geçmeden destek alın.
    4. Pozitif olun: çocuğunuzun tanısı konmuş bir öğrenme güçlüğü varsa, yalnız olmadığınız toplumda bir çok çocuğun bu güçlükle klarşılaştığını hatta ileride kendi alanlarında başarılı olduklarını unutmayın
    5. Problemi hayatınızın merkezine alıp, çocuğun iyi olduğu diğer başarılı yönlerine gölge düşmesine izin vermeyin
    6. Destek olun: Anne babanın görevi öğrenme güçlüğünü tedavi etmek değil, yaşadığı bu durumla ilgili olarak çocuğun ihtiyaç duyduğu sosyal ve duygusal desteği vermek, gerekli koşulları sağlamaktır.
    7. Sır gibi saklamayın: Öğrenme güçlüğü akraba ve arkadaşlardan bir sır gibi saklanmamalıdır. Yakınları durumu bilmezlerse çocuğun tembel ya da şımarık olduğunu düşünebilirler.

  • Özel Gün Makyajı Nasıl Olmalıdır?

    Özel Gün Makyajı Nasıl Olmalıdır?

    Bazı günler sıradan başlayamaz.
    Gözünü açtığında, kalbinin içinde bir kıpırtı hissedersin.
    Belki bir kutlama vardır, belki bir düğün, bir konuşma ya da uzun zamandır beklediğin bir buluşma…
    Ama aslında her şeyden öte, o gün kendine “Bugün özelim.” dediğin andır.

    Ve işte o an, makyaj bir hazırlıktan çıkıp bir ritüele dönüşür.

    Peki, özel gün makyajı nasıl yapılır?

    Önce ruh hazırlanır, ardından cilt.
    Ama teknik adımları doğru uygulamazsan, içindeki heyecan bile istediğin gibi yansımayabilir.
    Bu dengeyi kurmak için işte bazı temel öneriler:

    1. Cilt: Makyajın oturacağı zemin, tören öncesi masa örtüsü gibidir.

    • Makyajdan bir gece önce nemlendirici maske ya da hyaluronik asit içeren bir serumla cildini besle.
    • Makyaj günü, matlaştırıcı ürünler yerine cilde ışıltı kazandıran bazları tercih et.
    • Gözenekleri gizleyen makyaj bazı, özellikle flaşlı fotoğraflarda çok işe yarar.

    İpucu: Hava sıcaksa, T bölgesine ince bir kat transparan pudra uygula. Bu, fondötenin gün boyu sabit kalmasını sağlar.

    2. Ten Makyajı: İz bırakmak istiyorsan, tenin nefes almalı.

    • İnce yapılı ama kapatıcılığı yüksek bir fondöten kullan.
    • Kapatıcıyı yalnızca gerekli bölgelere uygula. Amaç, aydınlık ve doğal bir görünüm elde etmek.
    • Elmacık kemiklerine önce krem allık, ardından hafif bir toz allık uygula. Bu ikili, kalıcılığı artırır.

    Renk önerisi:
    Şeftali tonları, daha genç ve canlı bir görünüm sağlar.
    Açık tenliler için soft pembe, buğday tenliler için sıcak kayısı tonları idealdir.

    3. Gözler: Gecenin duygusu burada saklıdır.

    • Göz yapına uygun gölgeleme yapmak, en etkili yöntemdir.
    • Işıltılı farları göz kapağının ortasına, mat renkleri göz çukuruna uygula.
    • Suya dayanıklı eyeliner ve maskara, gece boyunca akmadan kalır.

    Stil tercihi:
    Eğer gözlerinle konuşmak istiyorsan, dumanlı tonları tercih et.
    Daha sade ama etkileyici bir görünüm için kuyruklu eyeliner ve açık tonlarda far yeterlidir.

    4. Dudaklar: Son dokunuş.

    • Rujdan önce dudak peeling’i yaparak pürüzleri gider.
    • Dudak kalemiyle çerçevele, ardından rujunu sür.
    • Üzerine saydam bir parlatıcı ya da sabitleyici ürün uygulayarak taze görünümünü koru.

    Renk seçimi:
    Eğer göz makyajın ön plandaysa, dudak tonunu sade tut.
    Ancak gözler daha sade tutulduysa, canlı bir kırmızıyla fark yaratabilirsin.

    Ve en önemlisi: Sabitlemek.

    Tüm bu emeği tek bir spreyle kalıcı hâle getir.
    Makyaj sabitleyici sprey, sadece görünümünü değil, ruh hâlini de sabitler.

    Hazırlanmak bazen sadece dış görünüşle ilgili değildir.
    Bazı günler, aynaya baktığında kendini güçlü, zarif ve “hazır” hissetmen gerekir.
    Ve o gün geldiğinde unutma:
    Sen o güne hazırsın. Çünkü o gün seninle özel.

  • Amniyosentez, Koryon Villus Örneklemesi Ve Kordosentez Nedir?

    Amniyosentez, Koryon Villus Örneklemesi Ve Kordosentez Nedir?

    Amniyosentez nedir? Neden yapılır?

    Amniyosentez, fetüsü çevreleyen amniyotik sıvısının örneğini almaktır. Ayrık veya açık omurga anlamına gelen spina bifida gibi kromozomal bozuklukların teşhisinde kullanılır. Aynı zamanda omurilik veya beynin gelişimindeki anormallikler anlamına gelen açık nöral tüp defekti de bu yolla teşhis edilebilir.

    Amniyosentez ne zaman ve nasıl yapılır?

    Amniyosentez testi çoğunlukla hamileliğin 15. ve 20. haftaları arasında uygulanır. Her hamileye değil kromozom anormalliği riski yüksek olan hamilelere tavsiye edilir. Özellikle doğum esnasında 35 yaşından büyük kadınlarda yapılması önerilir. Amniyosentez testinin uygulaması ise şu şekildedir:

    • Karın, antiseptik ile temizlenir.
    • Doktora bağlı olarak değişmekle birlikte lokal anestezi uygulanabilir.
    • Doktor, boş bir iğneyi amniyotik sıvısı ile doldurmak amacıyla kullanır. Bu esnada ultrasondan faydalanılır.
    • Analiz için az miktarda sıvı numunesi çekilir.

    Bu şekilde test oldukça hızlı bir biçimde uygulanabilir.

    Amniyosentez yaptırmak riskli midir?

    Amniyosentez sırasında ve sonrasında anne biraz kramp ve ağrı hissedebilir. Bunun yanı sıra nadir durumlarda şu risklerle karşılaşılabilir:

    • Amniyotik sıvı sızıntısı
    • RH hassasiyeti
    • Bebeğe enfeksiyon bulaşması
    • Bebeğe iğne batması

    Bu riskler için uzmanlar gerekli önlemleri alarak anneyi doğru şekilde yönlendirir. Bu nedenle risklerin görülme olasılığı oldukça düşük olabilir.

    Amniyosentez sonrası nelere dikkat edilmelidir?

    Amniyosentez sırasında ve sonrasında annede biraz kramp ve ağrı hissi oldukça normaldir. Bu durumda annenin daha fazla ağrı hissetmemesi için 24 saat süresince yorucu aktivitelerden kaçınması tavsiye edilir. Aynı zamanda 15 dakikadan uzun süre ayakta durulmaması da doktorların önerileri arasındadır.

    Koryon Villus Örneklemesi nedir?

    CVS, plasenta dokusunun bir kısmının örneğini almaktır. Fetüs ile aynı genetik materyali içeren bu test ile kromozomal anormallikler ve diğer genetik problemler önceden görülebilir. Bu işlem, amniyosentezden farklı olarak açık nöral tüp defekti hakkında uzmanlara bilgi vermez.

    Kimler CVS yaptırmalıdır?

    CVS işlemi, ailesinde daha önce plasenta dokusunda genetik kusur oluşmuş bir birey bulunan hamilelere tavsiye edilir. Kromozomal anormallik riski yüksek olan annelerin de CVS yaptırması mümkündür. Testin önerilmesi ve gerekliliği konusunda kadın hastalıkları ve doğum uzmanları ebeveynleri bilgilendirir.

    Koryon Villus Örneklemesi ne zaman ve nasıl yapılır?

    Bu işlem çoğunlukla gebelikteki 10. ve 13. hafta aralığında yapılır. İşlemin uygulama basamakları ise şu şekildedir:

    • Doktor, vajinadan rahim ağzına küçük bir tüp yerleştirir.
    • Ultrason yardımıyla kateter adı verilen tüp plasentanın yakınına ulaştırılır.
    • Kateterin ucunda yer alan şırınga ile bir miktar doku çıkarılır.

    Bunun yanı sıra doktorlar, plasenta hücrelerini örnekleyebilmek için karından veya rahimden iğne sokularak yapılan transabdominal CVS işlemini de tercih edebilir.

    CVS yaptırmak riskli midir?

    CVS işlemi sırasında bir miktar kramp ve ağrı hissi oldukça normaldir. İşlemin yaygın görülen çok fazla riski bulunmamakla birlikte en önemli risk annenin dokusu ile bebeğin dokusunun karışmasıdır. Bunun yanı sıra %1 ihtimalle düşük riski de bulunabilir.

    Koryon Villus Örneklemesi sonrası nelere dikkat edilmelidir?

    CVS işleminden sonra tıpkı amniyosentez işleminde olduğu gibi annenin ağır işlerden kaçınması, çok fazla ayakta durmaması önerilir. Mümkün olduğunca istirahat ederek, ağır kaldırmadan ve egzersiz yapmadan birkaç günlük sürenin geçirilmesi gerekir.

    Kordosentez nedir?

    Kordosentez, bebeğin kanının bir örneğinin göbek kordonundan alınmasıdır. Bu işlem, bazı genetik bozuklukları, enfeksiyonları ve kan durumlarını tespit etmek için tercih edilir. Bu işlem aynı zamanda göbek kordonu aracılığıyla bebeğe kan veya ilaç vermek için de kullanılır. Kordosentez, amniyosentez ve koryon villus gibi daha düşük risk barındıran işlemlerin bulunması nedeni ile çok fazla tercih edilmeyebilir. Çoğunlukla bebekte aneminin varlığının tespit edilebilmesi amacıyla doktorlar tarafından kullanılır.

    Kordosentez kimlere ve ne zaman yapılır?

    Kordosentez, gebeliğin 18. haftasından sonra uygulanır. Gelişmekte olan bebekte fetal aneminin varlığının tespit etmek ve tedavi etmek amacıyla tercih edilir. Dolayısıyla gebeliğinde bu tür riskler bulunan kadınlarda kordosentez işlemi yapılabilir.

    Kordosentez riskli bir işlem midir?

    Kordosentez, diğer işlemlere oranla daha fazla prosedür gerektirebilir. İşlemde oluşabilecek genel riskler şu şekildedir:

    • Kanama
    • Kordonda kan toplanması
    • Bebekte kalp atış hızının yavaşlaması
    • Enfeksiyon
    • Enfeksiyon geçişi
    • Yüzde 1-2 ihtimalle gebelik kaybı

    Uzmanlar, işlem öncesinde bu tür yaygın veya yaygın olmayan riskler için annelere gerekli bilgilendirmeleri yapar.

    CVS mi yoksa amniyosentez mi?

    CVS ve amniyosentez, teknik olarak birbirine benzeyen ve hemen hemen birbirine yakın sonuçlar veren işlemlerdir. Bu işlemlerde tek fark uygulanabilecekleri gebelik haftalığı ve uygulama şekilleridir. CVS 10. ve 13. hafta aralığında yapılırken amniyosentez ise 15. ve 20. hafta aralığında uygulanır. CVS ile açık nöral tüp defekti hakkında da bilgi alınmaz. Dolayısıyla işlemlerin sunduğu sonuçlara ve gebelik aralığına göre en uygun testler, kadın hastalıkları ve doğum uzmanları tarafından annelere önerilir.

    Gebelikte tanı testlerinin gerekliliği ve kullanımları hakkında mutlaka doktorunuza danışmanız tavsiye edilir.

    Kaynak : Op. Dr. Ali Gemici

  • Çocuğunuzun Duygusal Zekasını Geliştirin

    Çocuğunuzun Duygusal Zekasını Geliştirin

    Hafta sonu alışveriş merkezindeydim. Yine 4 yaşlarındaki bir çocuk ağlıyor, annesi onun elinden tutmuş, çekiştiriyordu.

    Anne: ” Bir daha seni getirmeyeceğim, lanet olsun seni doğurduğum güne” diyerek bağırıyordu. Annesi bağırdıkça çocuk daha da tepinmeye başladı ve sonunda beklenen oldu, anne kocaman bir tokat attı, ” Ya şimdi sus ya da seni polise vereceğim” diyerek tehdit etti Uzaktan onları izlemek gerçekten işgence gibiydi. Annesi çocuğu kucağına aldı, alışveriş sepetine koydu , çocuk sepette tepiniyordu, anne söylenerek alışverişe devam etti…

    Bu ve benzeri manzaraları sizler de sıkça yaşıyorsunuzdur . Oysaki çocuklar küçük yaşlarda gerçek duygularını ifade etmekte zorlanabilirler.

    ” Anne ben çok yoruldum, ilgimi çekmeyen bir sürü kıyafet mağazasında seni beklemekten sıkıldım. Üstelik uykum geldi ya da acıktım “ diyemedikleri için duygularını davranışları ile belli ederler. Çünkü; hem duygularını tanımıyorlardır, hem de soyut kavramları henüz gelişmemiştir. Yeterli kelime dağarcıkları olmadığı için düzgün cümlelerle duygularını ifade edemezler .

    Örneğin; anne babası arasındaki sürekli yaşanan tartışmalardan etkilenen ya da okulda uyum sorunu yaşayan çocuk, altını ıslatabilir, agresif davranışlarda bulunabilir, içe kapanabilir, uyku, iştah sorunları yaşayabilir. Böylece duygularını davranışları ile anlatmaya çalışır.

    Çocuklarınızın çeşitli zorlukları aşabilmeleri, duygularını doğru bir biçimde ifade edebilmeleri , dışarıya yansıyan davranışlarını fark edip düzeltebilmeleri, kendilerine zarar verecek davranışlardan kaçınıp, “ Hayır “ diyebilen , mutlu bireyler olarak yetişebilmeleri kuşkusuz ki duygusal zeka gelişimleri ile ilgilidir.

  • Gebelik Belirtileri Nelerdir?

    Gebelik Belirtileri Nelerdir?

    Hamilelik belirtileri ne zaman başlar?

    Hamilelik belirtileri her bünyede farklı olabilir. İlk haftalardan itibaren hissedilmesi mümkün olan belirtiler 4 hafta dolduğunda daha net bir şekilde ortaya çıkar. Adet döngüsünde oluşan gecikmeler bu durumun en önemli göstergesidir. Bununla birlikte anne adaylarında gebelik işaretlerinin görülmesi genel olarak 5-7 haftayı bulabilir.

    Hamileliğin ilk günleri nasıl anlaşılır?

    Gebeliğin ilk günlerinde genel olarak anne adaylarında benzer belirtiler görülür. Bu süreçte embriyonun yerleşmesi kısa süreli kanamalara yol açar. Adet kanamalarından farklı olarak daha açık renkte ve düşük seviyede kanama oluşur. Ayrıca göğüslerde hassasiyetin artmasıyla birlikte ağrı görülmesi de gebeliğin işareti olabilir. Hamileliğin anlaşılmasını sağlayan diğer bir belirti ise normalden daha fazla olan yorgunluk hissidir.

    En belirgin gebelik belirtileri nelerdir?

    Gebeliğe işaret eden çok sayıda belirti mevcuttur. Bu belirtilerden en çok görülenler şunlardır:

    • Adet gecikmesi: Gebeliğin ilk işaretlerinden bir tanesi olabilir. Bununla birlikte regl döneminde kanama olmamasına farklı bir durum da yol açabilir.
    • Baş dönmesi: Vücut yapısındaki metabolik değişimler baş dönmesine neden olur.
    • Mide bulantısı: Hamileliğin ilk dönemlerinde sık olarak görülen mide bulantısı, hormonal değişimlerden kaynaklanır. Bu his zaman zaman kusma isteği uyandırabilir.
    • Sıklaşan idrar ihtiyacı: Bebeğin mesane bölgesine baskı yapması idrara çıkma isteği uyandırır. Bu belirti hamileliğin ilk ve son dönemlerinde daha sık görülür.
    • Kasık ağrıları: Gebeliğin özellikle 4-6 haftalarında kasık ağrıları hissedilmesi oldukça doğaldır. Bu ağrılar rahmin iç duvarına embriyonun yerleşmesinden kaynaklanır.
    • Cilt lekelenmesi: Hormonal değişikliklerin diğer bir etkisi de ciltte oluşan lekelerdir. Genel olarak göğüs uçları, karın ve kasık çevresinde lekelenme görülür.

    Adetten önce hamilelik belirtisi olur mu?

    Adet gecikmesi öncesinde gebeliğe işaret eden bazı belirtiler mevcuttur. Yorgunluk hissi, idrara sık çıkma isteği, göğüs bölgesinde hassasiyet, vajinal akıntı ve mide bulantısı bu belirtiler arasında yer alır.

    7. günde hamilelik belirtileri nelerdir?

    Hamileliğin ilk haftasında görülebilen bazı semptomlar bulunur. Hormonal salgıların değişmesi bu belirtilere yol açabilir. 7. günde hamilelik belirtileri şu şekildedir:

    • Akıntılarda artış yaşanması
    • Yorgunluk
    • Uyuma isteği
    • Kusma
    • Ruh hali değişkenliği

    Hamilelik testi ne zaman yapılır?

    Hamilelik testi, adet gecikmesinin ilk gününden önce yapılabilir. Daha erken yapılan testlerde HCG hormonu salgılanmaya başlamadığı için test sonuçları güvenilir olmayabilir. Adet gecikmesinin önemli bir semptom olmasından dolayı anne adayları testlerini genel olarak bu hafta içinde uygularlar.

    Hamilelik belirtileri hissediyorsanız en kısa sürede bir hamilelik testi yaptırın ve mutlaka kadın hastalıkları ve doğum doktorunuza danışarak süreç hakkında daha detaylı bilgi almayı ihmal etmeyin.

    Kaynak : Op. Dr. Ali Gemici

  • Bir Genç Nasıl Suç Makinesi Haline Gelebilir?

    Bir Genç Nasıl Suç Makinesi Haline Gelebilir?

    Hiç merak ediyor musunuz, bir genç nasıl bir suç makinesi haline gelebilir? İçinde bulundukları bu kara kuyuya nasıl düşerler?

    • Aile içinde yaşanılan problemler, şiddet içeren kavgalar, çocuklara yansır.
    • Aile çocuğa karşı baskıcı yöntemler , ağır cezalar gibi etkin olmayan çözümler uyguladıkça, çocuğu bir kenara iter, ihmal ve istismar edilmeye başlanır.
    • Sonuç olarak çocuk, yaşadığı sıkıntıyı ve duygularını adlandırılamaz. Hissettiği sıkıntı ile başa çıkmayı, makul hedefler koymayı öğrenemez.
    • Okul öncesi yıllarda kötü deneyimler yaşayan çocukların ergenlik dönemine geldiklerinde eğitim hayatlarında zorluk çekmesi, akranlarına karşı agresif davranması , arkadaşlık ilişkilerini geliştirmekte zorluk çekmesi kaçınılmaz olur.
    • Aile çocuğun okul başarısızlığı ile nasıl başa çıkabileceğini bilemez, çocuktan beklentileri yükselir, giderek çocuğun okulla olan ilişkileri de bozulur. Bir süre sonra çocuk okul problemini dışlamaya ve ret etmeye başlar.
    • Çocuğun tepkisel davranışları okul yönetimi tarafından desteklenemez bir hale gelir ve giderek “ümitsiz vaka” olarak değerlendirmeye başlanır, çözümü aile okuldan beklerken , okul da aileden beklemektedir.
    • Ergenlik döneminde çocuk okuldan kaçmaya başlar. Artık ergenin hedefleri kaybolmuş, aileye ve toplumsal değerlere yabancılaşmıştır.
    • Okulda arkadaşları tarafından sevilmedikçe , ret edildikçe kendisine uygun arkadaşlar aramaya başlar. Çoğu zaman da yaşça kendinden büyük kişiler ile arkadaşlık eder.
    • Giderek çocuk kavga olaylarının içinde bulur kendini, enerjisini boşaltacak , kendini ifade edecek bir mecra bulmuştur kendine. Artık alkol, esrar , extasy gibi bağımlılık yapıcı maddeler ile karşılaşması , ummadığı kişilerden fiziksel, cinsel, psikolojik şiddet görmeye başlaması an meselesidir …

    Aile ise, artık ondan ümidi kesmiştir. Bir nevi teslim olmuşlardır. Onu izlemekten vazgeçer ve kendi haline bırakırlar. Bu da sorunun giderek çözümsüz hale gelmesine yol açar. Okul başarısızlığı bir yandan, arkadaşları tarafından itilmek bir yandan, evde uğradığı fiziksel ve psikolojik şiddet bir yandan genci sıkıştırdıkça , bütün problemlerini ilk öğrendiği yöntem olan ŞİDDET ile çözmek isteyecek ve geri dönüşü çok zor olan yollara sapacaktır…

  • Geceleri Güzel Kalmak Mümkün mü? Uyurken Cildine Nasıl Bakmalısın?

    Geceleri Güzel Kalmak Mümkün mü? Uyurken Cildine Nasıl Bakmalısın?

    Cildimiz uyurken boş durmaz. Biz derin uykudayken, o gün içinde maruz kaldığı stres, kir, ekran ışığı ve güneşin zararlarını onarmaya çalışır. Yani “güzellik uykusu” sadece bir söz değil; gerçekten de biyolojik bir gerçek. Işıldayan bir cildin sırrı sadece krem sürmekte değil, nasıl uyuduğunda ve gece rutininde gizli.

    Peki her gece cildimize gerçekten ne yapmalıyız? Hadi birlikte bakalım.

    1. Kaliteli Uyku = Sağlıklı Cilt

    Cilt, özellikle gece saat 23.00 ile 04.00 arasında yenilenme sürecine girer. Bu saatlerde uykuda olmak kolajen üretimini artırır, cilt bariyerini onarır. Gece geç saatlere kadar telefona bakmak yalnızca göz altı morluklarına değil, erken yaşlanmaya da neden olabilir.

    ✔ Her gün aynı saatte uyumaya çalış.
    ✔ Gece 23.00’ten önce uyumak ve 7-8 saat kesintisiz uyku almak cildin için en doğal bakım yöntemidir.

    2. Yastık Seçimi: Cilde Baskı Yapma

    Yüz üstü uyumak, cildin yastığa sürtünmesine ve zamanla kırışıklıkların yerleşmesine neden olabilir. Pamuklu kumaşlar ise sürtünme sebebiyle tahrişe veya sivilcelere yol açabilir.

    ✔ Saten ya da ipek yastık kılıfı tercih et.
    ✔ Kılıfını haftada en az iki kez değiştir.
    ✔ Sırt üstü uyumaya alışmak cildin için iyi bir alışkanlıktır.

    Bonus: “Güzellik yastığı” olarak bilinen özel tasarımlı yastıklar, gece boyunca yüzünü destekler ve kırışıklık oluşumunu azaltır. Yan yatmayı sevenler için oldukça pratik ve konforlu bir çözüm olabilir.

    3. Gece Rutini: Az Ürün, Doğru İçerik

    Gece bakımında karmaşık ürünlerden çok, sade ama etkili bir rutin tercih edilmeli.

    Temizlik: Gün sonunda mutlaka yüzünü temizle. Makyaj yapmasan bile kir, güneş kremi kalıntıları ve hava kirliliği cildinde birikir.
    Serum: C vitamini, niasinamid, ferulik asit gibi antioksidan içerikli serumlar gece boyunca cildini onarmaya yardımcı olur.
    Nemlendirme: Hyaluronik asit, seramid veya peptit içeren gece nemlendiricileri cilt bariyerini güçlendirir.
    Göz çevresi: Göz çevresi için ayrı bir krem kullanmayı unutma.

    ✔ Sıralama: Temizle → Serum → Nemlendirici

    4. Gündüz Koruma = Gece Onarım

    Sabah kullandığın güneş kremi, cildinin gece ne kadar yenileneceğini doğrudan etkiler. Çünkü UV ışınları camdan geçebilir, ekranlardan gelen mavi ışık da cilt yaşlanmasını hızlandırabilir.

    ✔ Güneş kremini sadece yazın değil, her gün kullan.
    ✔ SPF 30 ve üzeri koruma yeterlidir.

    5. Cilt Takviyeleri: İçten Gelen Güzellik

    Gece boyunca cilt çalışırken, sen de onu içeriden destekleyebilirsin. Dengeli beslenmenin yanında bazı takviyeler de işe yarayabilir:

    Kolajen: Cildin esnekliği için önemlidir.
    C vitamini: Antioksidan etkisiyle kolajen üretimini destekler.
    Omega-3: Cildi nemlendirir, iltihapları azaltır.
    Çinko ve Biotin: Sivilceye meyilli ciltlerde ve saç-tırnak sağlığında etkilidir.

    Not: Takviyelere başlamadan önce mutlaka doktoruna danışmalısın.

    Cildin Gece Anlatır, Sen Gündüz Hazırlarsın

    Cildimiz gece sadece onarılmaz, bizden gördüğü ilgiyi de hisseder. Düzenli uyku, bilinçli bir bakım rutini, doğru ürünler ve içten destekle sabah aynaya baktığında cildin sana “teşekkür ederim” der gibi parlar. Çünkü güzellik yalnızca kremlerle değil, kendine duyduğun özenle başlar.

  • Hafta Hafta Bebek Gelişimi

    Hafta Hafta Bebek Gelişimi

    1. Hafta

    Hamileliğin başlangıcı son adet döneminin ilk günü olarak hesaplanır. İlk haftada ovulasyona hazırlanmaya başlar.

    2. Hafta

    Olgunlaşma sürecini tamamlayan yumurta hücresi döllenmeye hazırdır. Mide bulantısı ve kısa süreli kasık ağrıları yaşayabilirsiniz.

    3. Hafta

    Bebeğinizin omurilik ve beyin gelişimi için kritik bir haftadır. Bu nedenle doktor kontrolünde besin değeri yüksek yiyecekler tüketmelisiniz.

    4. Hafta

    Rahmin büyümeye başlaması nedeniyle daha sık idrara çıkma ihtiyacı duyabilirsiniz. Aynı zamanda 4. haftada hamile olup olmadığınızı kesin olarak öğrenebilirsiniz.

    5. Hafta

    Bebeğinizin organları hızlı bir büyüme sürecine girer. Birçok organ ve sistem gelişmeye başlar. Anne adaylarının vücudunda önemli değişiklikler görülmez.

    6. Hafta

    6. haftada lekelenme ve sabah bulantıları yaşamanız doğaldır. Bebeğinizin burnu, kulakları ve ağzı bu haftada şekillenmeye başlar.

    7. Hafta

    Bebeğinizin uzuvlarının gelişiminde oldukça önemli bir haftadır. Bel ve boyun bölgesindeki ağrılardan dolayı uyku kaliteniz azalabilir.

    8. Hafta

    Bebeğinizin parmakları oluşmaya başlar. Gözleri belirginleşir ve yavaş yavaş renk kazanır.

    9. Hafta

    Bebeğiniz 2,5 cm uzunluğa ulaşır ve organları daha net bir şekilde görülebilir. Bu süreçte bel çevrenizin kalınlaştığını hissedebilirsiniz.

    10. Hafta

    Bebeğinizin hayati organları oluşarak fonksiyonlarını yerine getirmeye başlar. Karnınızda ufak hareketler hissetmeye başlayabilirsiniz.

    11. Hafta

    Yaklaşık bir limon büyüklüğüne ulaşan bebeğinizin dokunma duyusu oluşur. Böylece dış dünya ile iletişime geçmeye başlar.

    12. Hafta

    Ultrasonda bebeğinizin bazı hareketleri net bir şekilde görülebilir. Bebeğinizin tırnakları oluşmaya başlar. Ayrıca hormonların etkisiyle cildiniz daha canlı ve parlak bir görünüm elde eder.

    13. Hafta

    Bebeğiniz 8 cm civarında bir büyüklüğe ulaşır. 13. haftada nefes alıp verme ritminiz artabilir.

    14. Hafta

    İkinci trimestere girişle birlikte bulantılar önemli ölçüde azalır. Daha enerjik bir ruh haline sahip olabilirsiniz.

    15. Hafta

    Büyümesine hızlı bir şekilde devam eden bebeğiniz artık bir portakal büyüklüğündedir. Gebelikte bu haftada burun tıkanıklığı yaşayabilirsiniz.

    16. Hafta

    16. haftada bebeğiniz yaklaşık iki katı kiloya ulaşır. Yüz kasları hareket etme kabiliyeti kazanır. Sinir sistemi gelişimini sürdürürken bebeğiniz elini yumruk yapabilir veya iki elini kavuşturabilir.

    17. Hafta

    Hamileliğin dördüncü ayında kilo alımı hızlanabilir. Karnınızda bebeğinizin hareketlerinden kaynaklı ritmik sarsıntılar oluşabilir.

    18. Hafta

    Bebeğinizin cinsel organları ultrasonda görülebilecek noktaya ulaşır. İştahın artabileceği bu haftada sıvı tüketimi aksatılmamalıdır.

    19. Hafta

    Reflü, diş eti kanamaları ve karnınızın yan taraflarında ağrı hissedebilirsiniz. Sık sık ama az miktarda beslenmeye dikkat edebilirsiniz.

    20. Hafta

    Sürecin ortasına gelindiğinde bebeğiniz yaklaşık 16 cm uzunluğunda ve 300 gr ağırlığındadır. Hissettiğiniz yorgunluk durumu azalmaya başlar.

    21. Hafta

    Bebeğinizin hareketlerini dışarıdan görebilirsiniz. Özellikle siz uyurken hareketlenmeler daha fazla gerçekleşir.

    22. Hafta

    Bebeğinizin ağırlığı arttığından bel ve sırt ağrıları oluşabilir. Bağışıklık ve sindirim sistemlerinin güçlü kalması için vitamin bakımından zengin yiyecekler tüketilmelidir.

    23. Hafta

    Ayak bileklerinde şişlik oluşması oldukça doğaldır. Bebeğinizin her hareketini hissedebilirsiniz.

    24. Hafta

    24. haftada doktorunuzla görüşerek şeker yükleme testi yaptırabilirsiniz. Bu haftada bebeğinizin büyüklüğü yaklaşık bir kavun kadardır.

    25. Hafta

    Karın büyümesi hızlı bir şekilde gerçekleşir. Buna bağlı olarak cildinizde kaşınma hissi duyabilirsiniz.

    26. Hafta

    Bebeğiniz amniyon sıvısını akciğerlerine çekip bırakmaya başlar. Bu haftada siz de doktorunuzun önerdiği egzersizleri uygulamaya devam etmelisiniz.

    27. Hafta

    Rahmin büyümesi özellikle yatarken nefes alırken zorlanmanıza neden olabilir. Ayrıca bu haftada anne adaylarında uyku bozukluğu görülmesi doğaldır.

    28. Hafta

    Bebeğinizin ağırlığı arttıkça bel ve sırt bölgesinde ağrılar hissedebilirsiniz. Eğilme, uzanma gibi hareketlerde temkinli davranılmalıdır.

    29. Hafta

    Bebeğinizin büyüme hızı yavaşlamaya başlar. Büyüyen karnınızda çatlaklar oluşması doğal bir süreçtir.

    30. Hafta

    Bebeğinizin ağırlığı yaklaşık 1,3 kilogram seviyesine ulaşır. Aynı zamanda beyin ve akciğer oluşumu gelişimini sürdürür.

    31. Hafta

    Bebeğiniz hareket ettikçe uyku kaliteniz azalabilir. Kasılmaları güçlü bir şekilde hissetmeye başlayabilirsiniz.

    32. Hafta

    Rahmin gelişmesi nefes darlığına yol açabilir. Ayrıca tansiyonunuzda düzensizliklerle karşılaşabilirsiniz.

    33. Hafta

    Yatma pozisyonunda rahat etmekte zorlanabilirsiniz. Bu süreçte doktorunuzla düzenli olarak görüşmeyi aksatmayın.

    34. Hafta

    Baş dönmesi ve halsizlik hissi hareket kabiliyetinizi kısıtlayabilir. Rahim kasılmaları çok rahatsızlık vermeyecek şekilde gerçekleşir.

    35. Hafta

    Bebeğinizin ağırlığı 2 kilogram seviyelerine ulaşır. Sakin kalmaya çalışarak doğuma hazırlanmaya başlayabilirsiniz.

    36. Hafta

    Kilonuzda önemli değişiklikler gerçekleşmez. Doğuma yaklaşırken pelvisinize doğru hareketlenmeleri hissedebilirsiniz.

    37. Hafta

    Doğumunuzun bu haftadan itibaren gerçekleşmesi oldukça doğaldır. Aralıklı şekilde kasılma ve vajinal akıntı oluşabilir.

    38. Hafta

    Bağırsak hareketleri düzene girmeye başlar. Gebeliğin son haftalarında görülen kolostrum sıvısında artış gerçekleşebilir.

    39. Hafta

    Bebeğinizi kucağınıza almanız artık çok yakındır. Bu nedenle doğum belirtileri dikkatli bir şekilde takip edilmelidir.

    40. Hafta

    Bebeğiniz ortalama 3,5 kg ağırlığa ve 50 cm uzunluğa ulaşır. Doğum yaklaştıkça kasılmaların şiddeti de artar.

    Kaynak : Op. Dr. Ali Gemici

  • Arkadaş Baskısı Karşısında Aileler Ne Yapmalı?

    Arkadaş Baskısı Karşısında Aileler Ne Yapmalı?

    1. Yasaklar koymayın: Amacınız çocuklarınızın arkadaşlıklarına engel olmak değil, arkadaşlık ilişkilerinde karşılaşabileceği sorunlarla başa çıkabilmelerine yardımcı olmak olmalıdır.

    2. Arkadaşlık kavramını açıklayın: Arkadaşlığın ne olduğu, kime arkadaş dendiği, arkadaş gruplarının gencin hayatındaki yeri, grup içerisinde bireyselliğini, kendi değerlerini ve haklarını nasıl koruyabileceğini konuşun .

    3. Çocuğunuzu dinleyin ve sorularına doğru yanıtlar verin: Yapılan araştırmalar gençlerin cinsellik, ilişkiler ve uyuşturucu maddeler hakkında arkadaşlarından veya medyadan yarım yamalak bilgiler edinmek yerine bu konuları anne babalarıyla konuşmak istediklerini göstermektedir bu nedenle size soru sormasına müsaade edin.

    4. “Hayır” demesini öğretin: Arkadaş baskısı ile başa çıkmada en önemli yöntemlerden biri gence “hayır” diyebilme becerisini öğretebilmektir.

    5. Sevginizi gösterin: Öncelikle aile ortamından başlayarak gençlere sevilip sayıldıkları, saygı gördükleri, yargılanmadan dinlenebildikleri, kabul gördükleri, desteklendikleri ortamlar sağlanmalıdır.

    6. Okul dışı ilgi alanlarını geliştirmesini sağlayın: Çocuğunuzun okul içinde veya dışında sosyal etkinliklere katılımını destekleyin. Bu şekilde; hem sorumluluk alarak kendine olan güvenini arttıracak hem de değişik arkadaş ve yetişkin gruplarıyla sosyalleşme imkanı bulacaktır.

    7. Ufak tefek şeyleri büyütmeyin: Saç kesimi veya her gün siyah giymek gibi küçük değişiklikler gelip geçicidir. Bunları çocuğunuzun büyümesinin bir işareti olarak değerlendirin, aksi halde çok daha büyük bir sorunla karşı karşıya kalabilirsiniz.

    8. Gereğinden fazla kaygılanmayın: Pek çok çocuk yanlışı ve doğruyu birbirinden ayırt edebilir ve büyüdüğünde sorumluluk sahibi , düşünceli bir yetişkin olur. Çocuklar ilerde anne babalarından öğrendikleri düşünceleri, değerleri ve inançları yeniden benimsemeye meyillidir. Eğer sizinle yeterince açık bir iletişim içinde olursa çocuğunuzun doğru kararlar vereceğine güvenin.

    9. Yardım alın: Eğer çocuğunuzun ciddi bir belaya bulaştığını düşünüyorsanız, mutlaka öncelikle okuldaki psikolojik danışmandan daha sonra da bir psikoterapistten yardım alın.