Kategori: Uzman Görüşleri

  • Makyaj Neden Bazen Hiç Yakışmaz?

    Makyaj Neden Bazen Hiç Yakışmaz?

    Cilt Yorulduğunda Güzellik Sessizleşir

    Bazı günler vardır;
    aynı ürünler, aynı fırçalar, aynı teknikler uygulanır…
    Ama sonuç değişir.
    Makyaj ağır durur, cilt matlaşır, yüz olduğundan daha yorgun görünür.

    Bu anlarda çoğu kişi kullandığı ürünü suçlar.
    Oysa sorun çoğu zaman makyajda değil, cildin taşıma kapasitesindedir.

    Yorgun bir cilt; uykusuzluk, stres, mevsim geçişleri, fazla ürün kullanımı ya da uzun süre kendine alan açamamakla ortaya çıkar.
    Ve yorgun bir cilt, makyajı taşıyamaz.
    Ne kadar kapatmaya çalışırsanız, yorgunluk o kadar görünür hâle gelir.

    Şunu net bir şekilde söylemek gerekir:
    Makyaj, cilt iyi durumdayken iş birliği yapar.
    Cilt yorulduğunda ise makyaj direnç gösterir.

    Fondöten çizgilere doluyorsa,
    kapatıcı göz altını daha çökmüş gösteriyorsa,
    pudra cildi kurutuyorsa…

    Bu bir beceri eksikliği değildir.
    Bu, cildin verdiği bir uyarıdır.

    Cilt aslında şunu söylüyordur:
    “Beni hafiflet.”

    Yorgun Cilt İçin 3 Altın Dokunuş

    1. Cildi Zorlamadan Hazırla

    Yorgun cilt ağır bazlar ve kalın katmanlar istemez.
    Temizlenmiş, nemlendirilmiş ve yumuşak bir zemin yeterlidir.

    2. Kat Sayısını Azalt

    Az ürün, doğru üründür.
    İnce dokular ve tek kat uygulamalar cildin nefes almasını sağlar.

    3. Kapatmaya Değil, Dengelemeye Odaklan

    Amaç kusurları yok etmek değil, cilt tonunu eşitlemektir.
    Cilt rahatladığında makyaj kendiliğinden güzelleşir.

    Yorgun Ciltte Asla Yapılmaması Gereken 5 Makyaj Hatası

    1. Kalın Fondötenle Cildi Bastırmak

    Yorgun ciltte kalın fondöten maske etkisi yaratır ve yorgunluğu daha belirgin hâle getirir.

    2. Pudrayı Kurtarıcı Sanmak

    Fazla pudra yorgunluğu gizlemez, aksine daha görünür kılar.

    3. Göz Altını Aşırı Kapatmak

    Çok ürün kullanımı çizgileri belirginleştirir ve göz altını çöker.

    4. Aydınlatıcıyı Yanlış Yerde Kullanmak

    Yanlış uygulanan aydınlatıcı sağlıklı bir ışıltı değil, yapay bir parlaklık yaratır.

    5. Cilt Dinlenmek İsterken Israrla Makyaj Yapmak

    Bazen en doğru hamle, makyajdan tamamen vazgeçmektir.

    Yorgun Ciltte Tek Ürünle İyi Görünmenin Yolu

    Her gün tam makyaj yapmak zorunda değilsiniz.
    Yorgun bir ciltte bazen tek bir ürün yeterlidir.

    • Hafif bir renkli nemlendirici
    • Ciltle bütünleşen krem bir allık
    • Kirpikleri belirginleştiren sade bir dokunuş

    Amaç “makyajlı görünmek” değil, daha canlı görünmektir.

    Cilt Dinlenirken Güzel Görünmenin Sırları

    Cilt dinlenirken güzellik kaybolmaz.
    Aksine, doğru bırakıldığında ortaya çıkar.

    • Cildi ürünle boğmamak
    • Fazlalıkları azaltmak
    • Işığı doğru noktalara taşımak

    Bu yaklaşım cildi sakinleştirir ve yüzü daha dengeli gösterir.

    Az Ürünle Etkili Makyaj

    Gerçek ustalık, çok ürün kullanmakta değil;
    ne zaman duracağını bilmekte gizlidir.

    İyi makyaj her gün yapılan makyaj değildir.
    İyi makyaj, cildin o günkü ihtiyacını okuyabilmektir.

    Çünkü makyaj bir maske değil, bir eşliktir.
    Cilt iyi değilse, makyaj da iyi durmaz.

    Belki de aynaya bakıp kendimize sormamız gereken soru şudur:
    Bugün cildim makyaj mı istiyor, yoksa dinlenmek mi?

  • Trend Yorgunluğuna Karşı Bir Makyaj Manifestosu

    Trend Yorgunluğuna Karşı Bir Makyaj Manifestosu

    Bu bir hız meselesi değil.
    Bu, yüzle kurulan ilişki meselesi.

    Makyaj dünyası her sezon yeni bir şey söylüyor. Yeni ürünler, yeni teknikler, yeni “olmazsa olmaz”lar… Ancak çoğu zaman şu gerçek göz ardı ediliyor:
    Yüz değişmiyor, yalnızca trendler değişiyor.

    İyi bir makyaj, modayı yakalamaktan önce yüzü tanımakla başlar. Kemiğin nerede yükseldiğini, ışığın yüzde nerede durduğunu, mimiklerin yüzü nasıl taşıdığını bilmekle… Kendine yakışanı bulmak, trendleri takip etmekten çok daha derin bir farkındalık ister.

    Makyaj Evrensel Değildir

    Aynı ürün, aynı teknik ya da aynı renk her yüzde aynı etkiyi yaratmaz. Bir yüzde aydınlık duran bir dokunuş, başka bir yüzde yorgun görünebilir. Bir yüzü kaldıran bir uygulama, diğerini düşürebilir.
    İşte tam bu noktada farkı yaratan şey bilgidir.

    Makyaj, kopyalanacak bir şablon değildir. Yüzün dili vardır ve her yüz farklı konuşur.

    Eğitim Sadece Ürün Öğretmez

    Makyaj eğitimi yalnızca hangi ürünün nasıl kullanılacağını öğretmez; yüz okumayı öğretir.
    Neyi, neden yaptığını bilmeyi; her gördüğünü uygulamamak gerektiğini; trendleri yüzün ihtiyacına göre yorumlamayı öğretir.

    Eğitim ezberi bozar.
    Kişiyi özgürleştirir.

    Çünkü bilgi, taklidi ortadan kaldırır.

    Cilt Bir Tuval Değildir

    Cilt, üzerine her sezon yeni fikirler yapıştırılacak boş bir alan değildir. Canlıdır. Hafızası vardır. Sınırları vardır. Fazlalığı hemen belli eder. Dinlenmek ister. Nefes almak ister.

    Bunu anlayabilmek, yüzle gerçekten vakit geçirmekle mümkündür. Yüzü dinlemekle, onu zorlamamakla mümkündür.

    Zamansız Makyaj Bilgiden Doğar

    Zamansız makyaj; doğru yerden ışık alan bir ten, ölçüsünde yapılmış dokunuşlar ve yüzün mimiklerine saygılı uygulamalarla ortaya çıkar.
    Bu, trendle değil; yüz bilgisiyle olur.

    Her trende yetişememek bir eksiklik değildir.
    Bu bir farkındalıktır.

    Makyaj, seni başkasına benzetmek için değil;
    kendini daha net görmek içindir.

    Ve belki de bugün en büyük trend şudur:
    Yüzünü tanımak. Bilgiyle uygulamak. Kendine sadık kalmak.

    Eğitim Neden Şart?

    Çünkü eğitim, makyajı taklitten çıkarır ve bilince taşır.
    Eğitim alan kişi yalnızca “nasıl yapılır”ı değil, “neden yapılır”ı da bilir.

    Bir makyaj eğitimi şunları kazandırır:

    • Yüz anatomisini okumayı
    • Işığın yüzde nasıl hareket ettiğini anlamayı
    • Ürüne değil, sonuca odaklanmayı
    • Trendi kopyalamak yerine yüze uyarlamayı
    • Fazlalığı fark edip durabilmeyi
    • Kendine yakışanı net bir şekilde ayırt edebilmeyi

    Eğitim, özgüven kazandırır.
    Çünkü bilgi, kararsızlığı ortadan kaldırır.
    Ne yaptığını bilen biri, aynanın karşısında daha sakindir.

    Ve en önemlisi:
    Eğitim, makyajı bir yarış olmaktan çıkarır.
    Onu yeniden kişisel, sakin ve keyifli bir alana dönüştürür.

  • Cilt Bariyeri Neden Çöküyor?

    Cilt Bariyeri Neden Çöküyor?

    Görünmeyen Hasarlar, Büyük Sonuçlar

    Cilt, sadece dış görünüşle ilgili değildir.
    O, aynı zamanda bir organdır.
    Duygularımızı, stresimizi, hormonlarımızı, kullandığımız ürünleri ve yaşam tarzımızı en hızlı yansıtan sistemdir.

    Bu yüzden cilt bariyeri konusu yalnızca bir güzellik problemi değil, genel iyilik hâlinin aynasıdır.

    Son yıllarda danışanlarımda en sık gördüğüm sorun akne, leke ya da kuruluk değil.
    Asıl sorun: çökmüş bir cilt bariyeri.

    Peki bu bariyer neden bu kadar kolay bozuluyor?

    Cilt Bariyeri Nedir?

    Cilt bariyeri, cildin en üst koruyucu tabakasıdır.
    Görevi;

    • Nem kaybını önlemek
    • Zararlı dış etkenleri engellemek
    • Cildi dengede tutmaktır

    Bu yapı bozulduğunda cilt savunmasız kalır.

    1. Aşırı Ürün Kullanımı: “Ne Kadar Çok, O Kadar İyi” Yanılgısı

    Son yıllarda herkes çok adımlı bakım rutinlerinin peşinde.
    Serumlar, asitler, retinoller, vitaminler…

    Ama gerçek şu:
    Cilt aynı anda bu kadar çok içeriği yönetemez.

    Aşırı ürün kullanımı:

    • Lipit tabakasını inceltir
    • Nem dengesini bozar
    • Cildi yorar
    • Mikroskobik hasarlara yol açar

    Sonuçta cilt:
    gergin, kızarık, kaşıntılı ve her ürüne hassas hale gelir.

    2. Peeling Fazlalığı: Parlaklık Uğruna Savunmayı Kaybetmek

    Asitler doğru kullanıldığında faydalıdır.
    Ama fazla kullanıldığında cilt için ciddi bir tehdide dönüşür.

    Haftada 1 yapılması gereken peelinglerin, neredeyse her gün uygulanması:

    • Koruyucu tabakayı inceltir
    • Cildi dış etkenlere açık hale getirir

    Cilt zamanla kendini koruyamaz duruma gelir.

    3. Yanlış Temizleme: Çok Köpük = Temiz Cilt Değil

    Bir temizleyici çok köpürüyorsa, genellikle sert yüzey aktif maddeler içerir.

    Bu maddeler:

    • Cildin doğal yağlarını söker
    • pH dengesini bozar
    • Bariyer lipidlerini yok eder

    Cilt bir süre sonra şu döngüye girer:
    Temizledikçe kurur → Kurudukça daha çok ürün ister.

    4. Yanlış İçerik Kombinasyonları

    Cilt bakımında içerikleri tanımak çok önemlidir.

    Örneğin:

    • Retinol ve AHA aynı gece kullanılmaz
    • C vitamini her niasinamid formuyla uyumlu değildir
    • Peptitler düşük pH’lı asitleri sevmez

    Yanlış kombinasyonlar:

    • Kızarıklık
    • Hassasiyet
    • Mikroyangı
    • Bariyer hasarı oluşturur

    5. Stres, Uykusuzluk ve Hormonlar

    Cilt bariyeri sadece ürünlerle bozulmaz.
    Stres, en büyük görünmeyen saldırganlardan biridir.

    Stres hormonu kortizol:

    • Cildin onarım hızını düşürür
    • Nem tutma kapasitesini azaltır
    • Hassasiyeti artırır

    Bazen sorun kullandığın ürün değil, yaşam temposudur.

    6. Sürekli Sıcak Su, Buhar ve Sauna

    Sıcak su cildin koruyucu yağ tabakasını eritir.

    Duş sonrası “yüzüm çekiliyor” hissi, bariyerin alarmıdır.

    Uzun süreli sıcak temas:

    • Doğal yağları çözer
    • Savunma hattını zayıflatır

    7. Güneş Koruyucu Kullanmamak

    Güneş sadece leke yapmaz.
    Cilt bariyerinin protein yapısını da bozar.

    Bulutlu günlerde, kışın ve ev içinde bile:

    • UV ışınları
    • Mavi ışık

    cilt bariyerini yavaş yavaş yıpratır.
    Türkiye’de bariyer hasarının en yaygın sebeplerinden biri budur.

    Cilt Bariyeri Çökünce Ne Olur?

    • Daha önce kullandığın ürünler yakar
    • Cilt tonu dalgalanır
    • Gözenekler hassaslaşır
    • Nem hiçbir zaman yeterli gelmez
    • Cilt kırılgan cam gibi olur

    Bu, cildin sana söylediği net bir mesajdır:
    “Beni koruyan duvar yıkıldı.”

    Çözüm: Cildi Sessizleştirmek ve Onarmak

    Cilt bariyerini onarmak, daha fazla ürün eklemek değildir.
    Aksine, fazlalıkları çıkarmaktır.

    Yapman gerekenler:

    • Asitleri azalt
    • Temizliği yumuşat
    • Onarıcı serum ve kremlere yönel
    • Nem + lipit + antiinflamatuar dengeyi kur
    • Basit ama güçlü bir rutin oluştur

    Cilt bariyeri düzeldiğinde:

    • Işıltı geri gelir
    • Ton eşitlenir
    • Doku yumuşar
    • Makyaj daha güzel oturur
    • Cilt sakinleşir

    Ve evet…
    Bazen ruh hâlin bile hafifler.

  • Kaşta Altın Oran: Yüzün Sessiz Mimarı

    Kaşta Altın Oran: Yüzün Sessiz Mimarı

    Güzelliğin en sade ama en güçlü mimarı kaşlardır.
    Bir yüzün dengesi, ifadesi, enerjisi… hepsi kaşın yönüyle şekillenir.
    İşte bu yüzden kaş tasarımında “altın oran” yalnızca matematiksel bir ölçü değil; bir denge ve estetik sanatıdır.

    Altın Oran Nedir?

    Matematikte 1.618 olarak bilinen altın oran, doğada, sanatta ve insanda mükemmel uyumun temsili kabul edilir.
    Bir nevi evrenin güzellik kodu diyebiliriz.

    Bu oran kaş tasarımında uygulandığında:

    • Yüzün doğal çizgilerine uyum sağlar,
    • Simetriyi destekler,
    • Bakışlara yumuşak ama güçlü bir denge kazandırır.

    Altın oran yalnızca kaş şeklini belirlemekle kalmaz; yüzün merkez noktalarını, hatların yönünü ve ifadenin doğal akışını anlamamıza da yardımcı olur.
    Kısacası, yüzün kendi güzellik haritasını okumayı öğretir.

    Kaşta Altın Oran Nasıl Ölçülür?

    1. Başlangıç Noktası (A)

    Burun kanadının üstünden dik bir çizgi hayal edilir.
    Bu çizgi kaşın başlangıç noktasını belirler ve iki kaş arasındaki ideal mesafeyi oluşturur.

    2. Kavis Noktası (B)

    Burun kanadından göz bebeğinin dış kenarına uzanan çizgi, kavis noktasını verir.
    Kaşın enerjisini ve yüz ifadesini belirleyen en kritik noktadır.

    3. Bitiş Noktası (C)

    Burun kanadından gözün dış köşesine uzanan çizgi, kaşın bitmesi gereken noktayı belirler.
    Bu hizalama yüzün orantısını dengede tutar.

    4. Kaş Kalınlığı

    Alt ve üst çizgi arasındaki mesafe yüz şekline göre ayarlanır:

    • İnce yüzlerde daha dolgun kaşlar,
    • Geniş yüzlerde daha zarif hatlar denge sağlar.

    Kaşın en kalın bölümü başlangıç; en ince kısmı ise kuyruk olmalıdır.

    5. Simetri Kontrolü

    İki kaş birebir aynı olmak zorunda değildir.
    Ama yüzün doğal asimetrisine uygun şekilde dengelenmelidir.
    Doğallık her zaman önceliktir.

    Altın Oran Uygulama İpuçları

    • Kaş haritalama için cetvel, ip tekniği veya ölçüm kalemleri kullanılabilir.
    • Başlangıç, kavis ve bitiş noktaları belirlendikten sonra kavis yüksekliği altın oran (1.618) kullanılarak netleştirilebilir.
    • Yüz şekline göre küçük farklılıklar gerekebilir:

    Oval yüz: Yumuşak bir kavis
    Kare yüz: Kaş kuyruğu belirginleştirilebilir
    Yuvarlak yüz: Kavis biraz daha yüksek tutulabilir

    Bu küçük dokunuşlar yüzün bütün ifadesini değiştirir.

    Sonuç

    Altın oran, kaş tasarımında doğanın kusursuz dengesini yüzle buluşturmanın en etkili yoludur.
    Bu oranla oluşturulmuş bir kaş:

    • Bakışlara derinlik katar,
    • Yüzün doğal ifadesini destekler,
    • Zamansız bir zarafet sunar.

    Ve unutma:
    Kaş, yüzün sessiz ama en güçlü mimarıdır.

  • Yüz Şekline Göre Makyaj Teknikleri

    Yüz Şekline Göre Makyaj Teknikleri

    Makyajın en güçlü yönü, yüzün doğal formunu tanımak ve onu doğru ışıkla buluşturmaktır.
    Her yüz şeklinin kendine özgü bir dengesi, bir ritmi vardır. Makyajın görevi bu ritmi bozmak değil, onu görünür kılmaktır.

    Bugün üç temel yüz tipi üzerinden ilerleyelim: yuvarlak, oval ve kare yüz.

    Yuvarlak Yüz: Işıkla Kontur Şekillendirmek

    Yuvarlak yüzlerde amaç, yumuşak hatlara yön kazandırmaktır.
    Kontür uygularken elmacık kemiklerinin hemen altına, şakaklara ve çene kenarına mat bir bronzer uygulamak yüzü anında daha belirgin hale getirir.
    Aydınlatıcıyı burnun üst hattına, elmacık kemiklerinin üzerine ve çene ortasına hafifçe sürmek yeterlidir.

    Allık konumu bu yüz tipinde çok önemlidir: Elmacıkların tam tepesine değil, biraz daha yana doğru uygulanmalıdır.
    Ruj seçiminde mat ve nötr tonlar, yüzün genel yumuşaklığını dengeleyerek dikkati gözlere taşır.

    Oval Yüz: Altın Oranı Korumak

    Oval yüz, makyaj sanatında “ideal yüz formu” olarak kabul edilir.
    Bu nedenle burada amaç oranları korumaktır.
    Kontür uygulaması hafif tutulmalı; yalnızca yüzün doğal hatlarını vurgulamak için şakaklara ve çene hattına yumuşak bir gölge verilmelidir.

    Aydınlatıcıyı T bölgesine ve elmacık kemiklerine uygulamak cildin canlılığını öne çıkarır.
    Allık, gülümseyince belirginleşen elmacıklara değil, biraz yukarıya doğru sürülmelidir; böylece yüz daha kalkık bir etki kazanır.
    Göz makyajında eyeliner kuyruklarını hafifçe yukarı çekmek bu yüz formunu zarif bir biçimde tamamlar.

    Kare Yüz: Hatları Yumuşatmak

    Kare yüzlerde belirgin çene hattı ve geniş alın dikkat çeker.
    Amaç, bu güçlü yapıyı yumuşatmak ve dengelemektir.

    Kontür bu noktada başroldedir: Çene köşelerine, alın kenarlarına ve şakaklara dikkatlice gölge uygulanmalıdır.
    Aydınlatıcıyı yüzün merkezine (burun üstü, elmacıklar, çene ortası) odaklamak yüzün merkezini öne çıkarırken kenarları geri iter.

    Allık, dairesel değil yukarıya doğru oval hareketlerle uygulanmalıdır. Bu yöntem yüzü daha uzun ve zarif gösterir.
    Saç diplerinden başlayan bronz tonlu yumuşak bir geçiş, genel görünümdeki dengeyi ve sıcaklığı artırır.

    Her yüz bir hikâye anlatır; makyaj ise o hikâyenin vurgusudur.
    Yüz şeklini tanımak, bu hikâyeyi daha bilinçli anlatmanın ilk adımıdır.
    Bazen bir gölge, bazen bir ışık, bazen de bir çizgi…
    Ama her zaman “senin yüzün” merkezdedir.

  • Günlük Makyaj: Doğallığın Güçlü Dokunuşları

    Günlük Makyaj: Doğallığın Güçlü Dokunuşları

    Her sabah aynaya baktığında, yüzünün doğal ışıltısını ortaya çıkarmak aslında birkaç küçük ama etkili adımla mümkün. Günlük makyajın amacı fazla ürün kullanmak değil; taze, aydınlık ve zahmetsiz bir güzellik yakalamaktır.

    Cilt Hazırlığı: Sağlam Bir Zemin

    Makyajın en önemli adımı cilt bakımıdır. İyi bir nemlendirici ve güneş koruyucu, gün boyu canlı ve sağlıklı bir görünüm için olmazsa olmaz. Cildin beslenmeden yapılan makyaj kısa sürede solgun görünebilir.

    Ten Makyajı: Hafif ve Doğal

    Günlük kullanımda ağır ürünlere gerek yok. İnce yapılı bir BB krem ya da hafif fondöten ile cildin tonunu eşitlemek yeterli. Sadece ihtiyaç duyulan yerlere kapatıcı uygulayarak hem cildi yormaz hem de doğal bir pürüzsüzlük elde edersin.

    Gözler: Sadelikte Güç

    Göz makyajında amaç abartı değil, bakışları canlandırmaktır. Nude ya da şeftali tonlarında bir far göz kapağına sıcaklık katar. Rimeli ise dış kirpiklere doğru uyguladığında eyeliner etkisi yaratır, fazladan çizgi çekmeye gerek kalmaz. Sonuç: daha belirgin, çekik ve etkileyici bakışlar.

    Allık: Enerjinin Sırrı

    Allık, yüzüne canlılık ve tazelik kazandırır. Doğru uygulandığında doğal bir kontür etkisi yaratır. Şeftali ya da pembe tonları, gün boyu enerjik görünmeni sağlar. Küçük bir not: allığı asla göz bitim çizgisinin ötesine taşırma.

    Dudaklar: Küçük Dokunuş, Büyük Etki

    Dudak kalemiyle hafif bir çerçeve çizmek dudaklarını daha dolgun gösterir. Üzerine nude tonlarda bir ruj ya da renkli bir balm sürerek doğal ve canlı bir görünüm yakalayabilirsin.

    Işıltı: Sadece Yüzde Değil

    Highlighter kullanırken sadece yüzün yüksek noktalarıyla sınırlı kalma. Kulaklara, boyuna ve hatta omuzlarına da hafifçe uygulandığında tüm duruşuna zarif bir ışıltı yayılır.

    Az Ürün, Çok Etki

    Günlük makyajın en büyük sırrı, az ürünle doğal ama güçlü bir etki yaratmaktır. Böylece gün boyu hem ışıltılı hem de abartısız bir güzellik seninle olur.

  • Işıltılı Bir Cilt İçin Aromatik Yağ Sırları

    Işıltılı Bir Cilt İçin Aromatik Yağ Sırları

    Cilt bakımında son yılların yıldızı: aromatik yağlar. Doğru seçildiğinde ve doğru şekilde uygulandığında hem doğal hem de etkili sonuçlar verir. İşte cildine dost beş değerli yağ:

    Lavanta Yağı

    Hassas ve kızarmaya meyilli ciltlerin kurtarıcısıdır. Yatıştırıcı etkisi sayesinde cilt bariyerini onarır, küçük tahrişleri hafifletir. Düzenli kullanımda cildi daha dengeli ve rahat bir görünüme kavuşturur.

    Ylang Ylang Yağı

    Yağlı ve karma ciltler için birebirdir. Sebum dengesini düzenler, cildin fazla parlamasını önler. Ayrıca gözeneklerin daha sıkı görünmesine yardımcı olur.

    Itır Çiçeği (Geranium) Yağı

    Anti-aging bakımın gizli kahramanıdır. Hücre yenilenmesini destekler, ince çizgilerin görünümünü azaltır. Cilde canlı ve taze bir ifade kazandırır.

    Limon Yağı

    Cilde doğal bir aydınlık verir. Mat ve solgun ciltler için idealdir. Cilt tonunu eşitlemeye yardımcı olur. Ancak burada önemli bir not: Gündüz kullanılacaksa mutlaka güneş koruyucu ile birlikte uygulanmalıdır.

    Palmarosa Yağı

    Derinlemesine nemlendirir. Özellikle kuru ciltlerde dengeyi sağlar, cildi daha dolgun ve esnek gösterir. Düzenli kullanımda sağlıklı bir parlaklık kazandırır.


    Uygulama Önerisi

    Aromatik yağları doğrudan cilde sürmek yerine, birkaç damlasını jojoba yağı veya badem yağı gibi taşıyıcı yağlarla karıştırarak uygulamak en güvenli yöntemdir. Böylece hem etkilerini daha iyi hissedersin hem de cildin tahriş olmaz.


    Benim Önerim

    Gece bakımında cildini onarmak ve nemlendirmek için basit bir karışım:

    • 2 damla lavanta yağı
    • 1 damla palmarosa yağı
    • 1 damla ıtır çiçeği yağı
    • 1 tatlı kaşığı jojoba yağı

    Tüm yağları karıştırıp temiz cildine nazikçe masaj yaparak uygula. Sabah uyandığında cildinin yumuşacık, dinlenmiş ve ışıltılı olduğunu fark edeceksin. Ve unutma; cildine dokunurken aslında kendine şefkat göstermiş oluyorsun.


    Küçük Uyarılar

    • Aromatik yağları ilk kez kullanmadan önce bileğinin iç kısmında küçük bir alerji testi yap.
    • Hamilelik ve emzirme döneminde kullanmadan önce mutlaka doktoruna danış.
    • Limon yağı gibi fotosensitif yağları gündüz değil, gece bakımında tercih et ya da güneş koruyucu ile birlikte uygula.

    Sen de bu küçük sırları rutinine ekleyerek doğanın gücünü cildinde hissedebilirsin.

  • Hamile Kalmak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Hamile Kalmak İçin Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Gebe kalmak için ne yapmalıyım?

    Hamile kalmak için özellikle yumurtlama dönemine denk gelecek şekilde korunmasız cinsel ilişkide bulunmak gereklidir.

    Eşim içime boşaldıktan sonra kaç dakika beklenmeli?

    Spermler doğru şekilde vajinaya bırakıldıktan sonra genellikle geriye sperm kaçağını önlemek için yaklaşık 30 dakika istirahat etmek belki kalça altına bir yastık koymak genel olarak önerilmektedir. Ancak, ilişki sonrasında eşiniz içinize boşaldıktan sonra yatma zorunluluğunuz bulunmamaktadır.

    Cinsel ilişkiden sonra hamile kalmak için ne yapmalı?

    Cinsel ilişkiden sonra hamile kalmak için, yumurtlama dönemine yakın zamanda beraberlik sağlanmalıdır. Bu noktada en az 2 günlük cinsel perhiz erkekte ideal sperm sayısının ulaşılmasına olanak sağlamaktadır. Spermler yaklaşık 24 ile 72 saat kadar canlılığını koruyabilmektedir. Kadınlarda olgunlaşıp çatlayan yumurta 24 saat süreyle canlı olarak kalabilmektedir. En hızlı spermin yaklaşık 45 dakikada en yavaş spermin de yaklaşık 12 saatte yumurtaya ulaşması beklenir. Yumurtlama döneminden 24 saat önce gerçekleşen cinsel ilişkilerde o döngü için gebelik ihtimali en yüksektir.

    Hamile kalmak için hangi pozisyon?

    Hamile kalmak için vajinaya bırakılan spermlerin geri kaçmayacağı pozisyonlar en uygun pozisyonlardır. Bu noktada çoğunlukla kadının sırt üstü konumda olduğu ya da kalçasının yukarı doğru konumlandığı pozisyonlar hamile kalmak için uygun olabilir.

    En kolay nasıl hamile kalınır?

    En kolay yumurtlama dönemine denk gelecek şekilde sebat eden birliktelikler neticesinde gebe kalınabilir. Erkek çocuğa ya da kız çocuğa hamile kalmak için çeşitli öneriler olsa da bu durum için bilimsel bir gerçeklik yoktur.

    Tek seferde hamile kalma ihtimali nedir?

    Tek seferde hamile kalma ihtimali yüzde 20 ile 25 arasında değişmektedir. Bu noktada önemli olan, hamile kalma ihtimalinin bir sürece endekslendiği zaman artacağını bilmek ve tek seferde hamile kalınmadığı zaman kaygılanmamaktır.

    Kaynak : Op. Dr. Ali Gemici

  • Histeroskopi Nedir? Nasıl Yapılır?

    Histeroskopi Nedir? Nasıl Yapılır?

    Histeroskopi nedir ve ne için yapılır?

    Histeroskopi, histeroskop adlı cihazın vajina aracılığıyla vücuda yerleştirilerek rahim içinin görüntülenmesi işlemidir. Cihazın ucundaki kamera rahim içindeki yapıları monitöre yansıtır ve böylece uzmanların detaylı değerlendirme yapabilmesine olanak tanır. Tanı ya da tedavi amacı ile yapılabilir. Rahim içindeki şekil bozuklukları, perde yapısı ya da polip benzeri oluşumlar histeroskopi ile rahatça görülebilir. Miyom gibi yapılar ise histeroskopi sayesinde vücuttan alınabilir.

    Histeroskopi kimlere uygulanır?

    Histeroskopi işlemi farklı fonksiyonlarından dolayı birçok hastaya uygulanabilir. Güvenilir ve düşük riskli bir işlem olduğu için de sıklıkla kullanılır. Kanama, adet düzensizliği, birden fazla düşük yaşanması, kısırlık, ağrı, rahim içinin yapışık olması, miyom veya polip gözlenmesi gibi durumlarda hastaya uygulanabilir.

    Histeroskopi adetten kaç gün sonra yapılır?

    Histeroskopi işlemi sırasında kanama olması istenmez. Çünkü kan görüntü almayı zorlaştırır. Ancak adetten sonra çok beklendiği takdirde de rahim içi duvarı kalınlaştığı için yine işlem etkinliği azalır. Bu nedenle adet başlangıcından ortalama 10 gün sonra, yani adet bitimi üzerinden yaklaşık 3-4 gün geçtiğinde bu işlem uygulanır. Bu zamanın seçilmesinin bir diğer nedeni de bu günlerde hamilelik ihtimalinin olmamasıdır.

    Histeroskopi acı verir mi?

    Histeroskopi hastada hafif bir rahatlama hissi uyandıracak anestezi ile uygulanabilir. Ancak hiç anestezi verilmeden de yapılabilir. Çünkü acı veren bir işlem değildir. Ancak her hastanın acı eşiğinin farklı olması nedeniyle anestezi belli düzeyde tercih edilebilir. Rahim içinde uygulanacak işlem de bunu belirleyen bir faktördür. Kesme, yakma gibi işlemler uygulanacaksa anestezi işlemine yüksek ihtimalle başvurulur.

    Histeroskopi yaptıranlar nelere dikkat etmelidir?

    Histeroskopi işlemi sonrasında belirli miktarda kanama olması normaldir. Miyomun çıkarılması sonrasında nispeten fazla kanama da görülebilir. Ancak adet kanamasından daha fazla ve 2 haftadan uzun süren kanama durumlarında mutlaka uzmana başvurmak gerekir. İşlem sonrası kramp dışında ağrı olması da beklenmez. Ciddi bir ağrı yaşanması durumunda da uzmanı bilgilendirmekte fayda vardır. Kanama durduğunda günlük aktivitelere ve cinsel yaşama dönülebilir.

    Bakireler de histeroskopi yapılabilir mi?

    Histeroskopi işlemi bakirelere de rahatça uygulanabilir. Kızlık zarı olarak bilinen yapısının üzerinde bir açıklık olduğu için histeroskop buradan kolayca geçebilir.

    Histeroskopi fiyatları ne kadardır?

    Histeroskopi iki türde uygulanır. Diagnostik histeroskopi tanısal amaçla uygulanan türüdür ve daha basit bir yöntemdir. Ofis histeroskopi de denen bu tür, lokal anestezi ile kolay bir şekilde ve daha küçük aletlerle gerçekleştirilebilir. Operatif histeroskopi ise ameliyathane ortamında cerrahi bir işlem gibi yapılır. Genel anestezi ile rahim ağzı genişletilerek ve başka bir cihazın da kullanımı ile uygulanabilir. Bu iki işlem türünün fiyatları değişkenlik gösterir. Çok zor bir işlem olmasa bile çeşitli komplikasyonlara neden olabileceği için histeroskopi işlemini tecrübeli ellerin yapması gerekir. Farklı uzmanlar bu işlemi değişik fiyatlarla uygulayabilir.

    Kaynak : Op. Dr. Ali Gemici

  • Rahim Duvarı Kalınlaşması Nedir?

    Rahim Duvarı Kalınlaşması Nedir?

    Rahim duvarı kalınlaşması nedir?

    Tıp dilinde karşılığı “endometrial hiperplazi” olan rahim duvarı kalınlaşması, rahim içinde yer alan duvarın farklı nedenlerle kalınlaşması, normal boyutlarından uzaklaşması durumuna denir. Menopoza girmemiş kadınlarda yaklaşık 8-10 milimetre, menopoza girmiş kadınlarda ise 5 milimetrenin üzerine çıkan rahim duvarı kalınlaşmış sayılabilir.

    Rahim duvarı neden kalınlaşır?

    Rahim duvarı esasen vücudun her adet döngüsünde kalınlaşma eğilimi gösterir. Östrojen hormonu nedeniyle gerçekleşen bu olay, olası bir gebelik durumunda bebeğin rahime tutunabilmesini sağlar. Gebelik oluşmazsa progesteron hormonunun etkisiyle rahim duvarı dökülerek tekrar incelir. Dökülen kısımlar da kanama yolu ile vücut dışına atılır. Ancak progesteron hormonunun çalışması ile ilgili bir problem varsa rahim duvarı tekrar incelemez. Rahim içinde oluşan polip ya da miyomla rahim duvarını kalın gösterebilir. Hormonal bir problem olan polikistik over sendromu, hipertansiyon, diyabet ve obezite gibi hastalıklar da rahim duvarı kalınlaşmasına yol açabilir. Östrojen ilaçlarının alınması ve progesteron hormonunun bunu dengeleyememesi ise rahim duvarı kalınlaşması ile sonuçlanan diğer bir durumdur.

    Rahim duvarı kalınlaşması nelere sebep olur?

    Rahim duvarı kalınlaşması ihmal edildiği takdirde doğrudan veya dolaylı olarak farklı rahatsızlıklar oluşturabilir. Özellikle düzensiz kanamalara yol açabilir ve yaşam kalitesini düşürebilir. En önemlisi de aşırı kalınlaşan rahim duvarı kanser oluşumuna kadar gidebilen sonuçlar doğurur. Bu nedenle mutlaka bir uzman takibi gereklidir.

    Rahim duvarı kalınlaşmasının belirtileri nelerdir?

    Normal adet dönemleri dışında kanama olması, adet dönemlerinin normalden uzun sürmesi veya kanamanın normalin üzerinde gerçekleşmesi genel belirtiler arasındadır. Cinsel ilişki sırasında ağrı olması ve anormal düzeyde vajinal akıntı yaşanması da belirti olabilir. Menopoz döneminden sonra gelen kanamalar ise rahim duvarı kalınlaşmasının bir başka habercisidir.

    Rahim duvar kalınlaşması hamile kalmaya engel mi?

    Rahim duvarının normalden kalın olması hamile kalmayı olumsuz etkileyebilir. Bu nedenle hamilelik düşüncesi olan hastaların önce tedavi olması sağlıklı bir hamilelik dönemi için gereklidir.

    Rahim duvarı kalınlaşması adet geciktirir mi?

    Rahim duvarı kalınlaşması sonucu düzensiz adet sorunu ile karşılaşılabilir. Bu nedenle gecikmeler de yaşanabilir.

    Rahim duvarı kalınlaşması kürtajı nedir ve nasıl yapılır?

    Rahim duvarı kalınlaşması kürtajı, rahim duvarından parça alınması işlemidir. Bu işlem iki şekilde yapılabilir. Pipel adı verilen çok ince bir aletle rahim içinden parça alınabilir. Ya da rahim duvarı kalınlaşması kürtajı olarak bilinen vakumla kürtaj yöntemi uygulanır. Bu yöntemde karmen kanül adındaki aletle negatif basınç oluşturularak parça alınır. Her iki işlem de oldukça basittir ve kısa sürer. Genel veya lokal anestezi yöntemlerinden uygun olanı uzman tarafından tercih edilebilir. İşlemlerden sonra hastanın günlük yaşamına dönmesi çok kısa zaman alır. Rahimden alınan parça patolojiye gönderilir ve kanser açısından incelenir. Rahim duvarı kalınlaşması fark edilmediği veya üzerinde durulmadığı durumda tedavisi daha zor olabilen bir rahatsızlıktır. Kanser gibi daha ciddi hastalıklara neden olmaması için bir an önce belirlenmesi ve tedavi edilmesi gerekir. Özellikle östrojen ilacı kullanmış olan hastalarda bu rahatsızlığın görülmesi olası bir durum olduğundan; uzman kontrolü oldukça önemlidir. Altta yatan başka iç hastalıkları da söz konusu olabileceği için ihmal edilmemesi gereken rahatsızlıkların başında gelir.

    Kaynak : Op. Dr. Ali Gemici